Martial Peak (Novel) 9

Serinin kendisine gitmek için, Martial Peak (Novel)
A+ A-

Çeviri: 1madShy Twitch
Redaktör: KuroYukiHime-黒雪姫
Tempest Fansub İyi okumalar Diler

Bölüm 9 – Hazinedar Meng

Yüce Cennet Köşkünde geçirdiği yıllar boyunca Hazinedar Meng’i gerçekten tanıyan tek kişi Yang Kai idi. Her ay yanında gitmesi gerekiyordu.

Hazinedar Meng çoğu insanın dilinde dolanan bir lakaba sahipti, Zorba Meng. Pozisyonu hazinedar olmasına rağmen yine de katkı puanlarıyla diğer öğrencilere şantaj yapmayı seviyordu.

Kan Pıhtılaştıran Krem’i örnek alalım, genelde 10 katkı puanına satılır. İki şişesini üç şişe fiyatına satar. Ayrıca elden çıkaracağı krema miktarı da üç değil iki olacaktır. Ayrıca bunu çok basit bir tavırla yapıyor, “al ya da kaybol!”

Tabii ki de Hazinedar Meng bunu sürekli yapmıyor, sadece ara sıra. Yalnızca zengin öğrencileri hedefliyor, Yang Kai gibi fakir öğrenciler ise uğraşmaya bile değmezler.

Katkı puanlarını kazanmak kolay olmadığından öğrenciler böylesine bir sömürü karşısında nasıl kayıtsız kalabilirler? Kazıklanan her öğrenci Kıdemliler Konseyine onu rapor ediyordu. Ancak sayısız defa uyarılmasına rağmen buna hala devam ediyor, uyarıları kulak arkasına atıyordu. Dahası pozisyonu kritik olduğundan yerine başkası da getirilemiyordu.

Tüm bunlardan ötürü Tarikat Öğrencileri ondan azami düzeyde nefret ediyorlardı.

Şu yaşlı adam herkese karşı acımasızdı. Yang Kai ise istisnaydı. Ona karşı hiçbir şey yapamıyordu. Çünkü bir defasında kadın öğrencilerden birini dikizlerken iş üstünde ona yakalanmıştı.

Büyüklere hiç saygı kalmamış! Ne skandal ama! Yine de yakalandığından Hazinedar Meng Yang Kai karşısında boynu bükük kalıyordu.

Tam da bu sebeptendir Yang Kai yaşlı adamla pek iyi tanışıyordu.

Çapkın yaşlı adam eşek kadar kalın derisiyle tavrını koruyarak konuştu: “Her zamankinden mi?”

“Evet.” Yang Kai başını sallayarak hevesle onayladı.

Tek kelime etmeden Hazinedar Meng tezgahın altından on sikke çıkardı ve bunu kaydetti.

Gümüşleri alırken sordu: “Şu anda kaç katkı puanım var?”

Gözlerini devirerek Hazinedar Meng cevapladı: “Her ay dört puan kazanıyorsun ve 10 sikkeyle 1 puan takas ediyorsun. Yani geriye 3 puan kalıyor. Hesabında ise toplamda 12 puan kalıyor. Ne? Yoksa bunları Kan Pıhtılaştıran Krem ile mi takas etmek istiyorsun?”

“Hayır, sadece sormak istedim.” diye mırıldanarak sözlerini bitirdi: “12 demek.”

Böylesine az bir meblağ ile sadece ufak bir tıbbi ot takas etmek isteseniz bile yeterli olmazdı.

Ciddi bir ifadeyle Hazinedar Meng ona fısıldadı: “Küçük Yang Kai, bunları biriktirip sertleştirilmiş öz hapıyla takas et. Ancak mevcut hızınla kim bilir biriktirmen ne kadar sürecektir?

“Zamanla olur değil mi?” gülümseyerek karşılık verdi.

Hazinedar Meng’in diyecek sözü kalmamıştı. Yaşlı adama göre mevcut hızıyla biriktirmeye kalksa kendisi çoktan ömrünü doldurmuş ve ölmüş olurdu.

“Ama Hazinedar Meng anlamadığımı bir şey var.”

“Konuş!” Yaşlı adam ‘Keyfim yerinde olduğundan sana anlatacağım’ der gibi cevap vermişti.

“Sertleştirilmiş Öz Hapı çok değerli bir hap, burada nasıl olabilir ki?”

“He he…” Mağrur bir ifadeyle devam etti: “Çünkü hap aslında bu yaşlı adamın hazinesine ait, diğerleri bundan habersizler.”

“Ah, demek senin?” Yang Kai sersemlemişti. Hapın okula ait olduğunu sanmıştı. Yaşlı tilkinin bu kadar yüksek bir fiyat istemesine şaşmamak gerekirdi.

“Ama sakın kızma.” Neşeyle söylerken çay fincanından bir yudum aldı. “Sana haksızlık etmeyeceğim, yeterince katkı puanı getirdiğin sürece Yaşlı Meng sana vermekte sorun etmeyecektir. Sözüm sözdür.”

“Toplayacağım.” dedi başıyla onaylayarak.

Yüzünde mahzun bir ifadeyle Yaşlı Meng Yang Kai’ye sordu: “Dün sağlam dayak yediğini duydum, doğru mu?”

Yang Kai hemen arkasını dönerek uzaklaştı.

Arkasından Hazinedar Meng bağırdı: “Yaşlı adam ne kusur etti ki? Nereye gidiyorsun böyle aceleyle?”

Diye söylese de içten içe pek umursamıyordu.

Yang Kai’nin durmaya niyeti olmadığını görünce, doğrularak bağırdı: “Küçük Yang Kai, hemen gitsen iyi olur. Yüce Cennet Köşkünde sana yer yok, er ya da geç öldürüleceksin.”

Yang Kai duraksadı ancak arkasını dönmeden iç geçirdi: “Gidecek yerim yok.”

Sözlerini bitirirken uzaklaştı.

Çay bardağını bir süre kavradıktan sonra Yaşlı Meng konuştu: “O halde neden buradasın?”

Sertleştirilmiş Öz Hapı… he he, bu pahalı hazine yaşlı adamın eline nasıl geçmişti? Bu yalanı sadece boşa umut vermek için söylemişti, bunu ciddiye alacağınızı hiç beklemiyordu.

Yang Kai aceleyle barakasına geri döndü ve süpürgesini bir kenara bıraktı, sonrasında hevesle dışarı çıktı.

Her ay olduğu gibi, Tang Lin dışındaki küçük bir kasabaya on sikkesiyle yemek almaya gidecekti.

İlk defa yolculuğu ona yorucu gelmemişti.

Önceden bu yolu her teptiğinde astım atağı tekrar tekrar tetikleniyordu. Ama bu sefer başına bu gelmemiş üstüne bedeninin öncesine göre çok daha güçlü olduğunu hissediyordu. Sanki yüz mil yürüse yorulmayacak gibiydi.

Altın İskeletten ötürü müydü? Yaşadığı hisler sabah olanları düşünmesine sebep oldu. Etrafı süpürürken başka bir öğrenci ona çarpmıştı, normalde yere kapaklanması gerekirken yere çakılan diğer öğrenci olmuştu.

Çok mesele olmasa da geçmişe bakıldığında pek sıra dışıydı. Zayıf bir fiziğe sahip olsaydı yere düşen kendisi olmaz mıydı? O vakte kadar yere kapaklanan hep kendisi olmuştu.

Gelişmek gitgide daha heyecan verici bir hal alıyor, sürekli bedenine intikal eden Altın İskeletin değişimini düşünüyordu. Bu değişimler ufak görünse de zamanla birikerek büyük gelişimlere sebebiyet vereceklerdi.

Bunu düşündüğünde Yang Kai kendine geldi ve hızla kasabaya doğru yol aldı.

Etrafa baktıktan sonra caddenin sol kolundan ilerledi. Pirinç dükkanına gidiyordu. Mağaza büyüktü, sahibinin soyadı He idi ve yerel halktan biriydi. Tüm müşterilerine aynı muamele ettiğinden Yang Kai de onun müşterisi olmuştu.

Böylesine küçük dükkanlar her yerde bulunabiliyordu. Kara Erik Köyünün çok yoğun olmasının nedeni çevre bölgeden kaynaklanıyordu. Burada sadece Yüce Cennet Köşkü değil ayrıca Esen Yağmur Tarikatı da bulunuyordu. İki okul arasındaki ilişki fena sayılmazdı. Diğer küçük tarikatlar kendi topraklarına sahip olmadıkları için bu iki ana okulla kıyas edilemezdi.

Muhtemelen bu iki ana tarikat köyünün farklı silahlar satmasından ve birçok farklı imkan sağlayarak insanları kendine çekiyordu.

Bu da Han Hanlığının Başkenti misali bir çevre oluşturuyordu!

Etrafta bir süre gezindikten sonra Yang Kai sonunda bir grup insanın toplandığı geçitten geçti. Ne yaptıklarını bilmiyordu ancak epey şüpheli görünüyorlardı ve Yang Kai’ye epey kötü bakışlar atmışlardı.

Hafifçe sırıtarak prensiplerinden biri olan ‘bana dokunmayan yılana ben de dokunmam’ kuralına sadık kaldı ve onları görmezden geldi. Ancak aralarından üç tanesi Yang Kai ile aynı kıyafetleri giyiyordu.

Yorumlar

Bölüm 9
Content Warning
DİKKAT! "Martial Peak (Novel) 9" serisi +18 bir seri olup çıplaklık, şiddet ve kan içerebilir. Bu seriyi okuyan kişi bu uyarıyı okuyup, onaylamış sayılır.
Enter
Exit

Fansub olarak size daha fazla seri sunmak için Çevirmen ve Editöre ihtiyacımız var.

Sende Çevirmen veya Editör olarak daha fazla serinin gelmesini sağlayabilirsin.